Dünya

Dünya Artık Ne Bekliyor? Sofra Kayıp!

2024-09-25

Bu yıl Birleşmiş Milletler (BM) toplantıları, İsrail'in Filistinlilere yönelik soykırımı gölgesinde geçiyor. Her zamankinden daha etkili bir zirve olması beklenirken, ortada tam tersi bir hava var. BM'nin birçok kriz karşısında etkinliğini kaybettiği konusunda neredeyse bir konsensüs oluşmuş durumda.

Uluslararası kurumlara ve kurallara olan güven ciddi şekilde sarsıldı ve BM, bu listenin başında geliyor. Her yıl "daha iyi bir gelecek" için atılması gereken adımlar konuşulurken, BM'ye duyulan güven krizi her geçen yıl daha da derinleşiyor. Veto yetkisine sahip ülkelerin liderleri, zirvelere katılmayı bile gereksiz görüyorlar.

Küresel yönetişim için bir çözüm modeli eksikliği söz konusu. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, "Dünya beşten büyüktür" tespiti daha iyi anlaşılıyor. BM'nin yapısal reforme ihtiyacı olduğu vurgusunu yapan ülke sayısı da artarken, dünya güvenliğinin tek bir imtiyazlı grubun insafına bırakılamayacağı görüşü giderek daha fazla kabul görüyor.

Bugün, kuralların işlemediği bir dünyada en önemli sorun, İsrail’in Gazze’deki soykırımı. Bu gerçeğe rağmen, Batılı devletlerin liderleri yine İsrail sorununu, BM zirvesi sırasında yüzeysel bir biçimde ele alacaklar. Özellikle Başkan Biden'ın yaptığı konuşma tam da bu durumu özetler nitelikte; "Ateşkese ulaşmanın artık zamanı geldi" dedi. Ancak bu sırada, İsrail’in Lübnan’ı bombalayarak savaşını genişlettiği göz önüne alındığında, daha somut adımlar atılması gerektiği ortada.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM'deki konuşmalarında hep savunmasız toplumların sesi olmaya çalışıyor. Türkiye'nin gönül coğrafyası olarak adlandırdığı ülkelerin meselelerini dünya gündemine taşımayı başarıyor. Bu yıl BM Genel Kurulu'nda üçüncü sırada konuştuktan sonra yaptığı etkileyici konuşmada, "Neyi bekliyorsunuz?" çıkışında bulundu. Hitler’in durdurulması için nasıl bir insanlık ittifakı gerektiğini hatırlatırken, Netanyahu ve onun cinayet şebekesinin de aynı şekilde durdurulması gerektiğini vurguladı.

7 Ekim tarihinden beri İsrail’in gerçekleştirdiği soykırıma özel bir vurgu yaptı ve Gazze’nin, "dünyanın en büyük çocuk mezarlığı" olduğu gerçeğini dile getirdi. Çocukların öldürüldüğü bu topraklarda masumiyetin kalmadığını bir kez daha hatırlatarak bu durumu tüm dünyanın görmesi gerektiğinin altını çizdi.

Bunun yanı sıra Erdoğan, Türk dış politikasının mevcut durumunu ve yönelimini de geniş bir perspektiften ele aldı. Batı ile ilişkilerin güçlendirilmesinden bahsederken BRICS ülkelerine üyelik sürecinin devam ettiğini belirtmesi, Türkiye’nin uluslararası arenadaki pozisyonunu daha da güçlendirmeye yönelik bir adım olarak değerlendirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı güçlü konuşma ile uluslararası toplumun vicdanı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Eleştirilerini sıralarken, bu konulara olan yaklaşımını ve uluslararası sorunların çözümüne yaptığı katkıları özgüvenle ifade etti. Sadece eleştirilerde bulunmakla kalmadı, çözüm önerileri de sundu.